İş Yaşamında Sağlıklı Nasıl Beslenilir?

Metropol yaşantısının dezavantajlarını saymakla bitiremeyiz belki ama bunlardan en önemlilerinden biri sağlığımızla ilgili olan kısmı. Günümüzde teknolojinin de katkısıyla çok yoğun geçirdiğimiz çalışma saatlerimiz mevcut. Çoğunlukla bu iş temposunda bireyin gün içinde kendine ayırdığı tek vakit öğle yemeğinde geçirdiği süre oluyor.

Peki, biz bu süreyi nasıl değerlendiriyoruz ve tüketmiş olduğumuz besinlere ne kadar dikkat ediyoruz?

Birbirini sıralayan günler içinde kaybolurken sağlığımızı tehdit edecek unsurların önüne geçmeyi hep erteliyoruz. Kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçemiyor, hedef koyduğumuz forma hiç ulaşamıyoruz.

Bugünlük de böyle olsun diyerek önümüze ilk çıkan fast food'u tüketiyoruz. Bazen zamandan, bazen de bütçemizden tasarruf ettiğimizi düşünüyoruz.

Oysa uzun vadede düşündüğümüzde sağlığımızı geri kazanmak için, o tasarruf ettiğimiz zaman ve paranın çok daha fazlasını harcıyoruz. Kaldı ki söz konusu sağlık olunca ne paranın ne zamanın bir önemi kalmıyor.

Nelere dikkat etmeliyiz?

Günde en az 2 litre su tüketmeliyiz. (Suyun Ne Kadarı Fazladır?)

Şeker ihtiyacımızı kontrol altında tutmalıyız. Örneğin bir bardak çaya 2 şeker atan bir birey günde sabah-öğle-akşam derken 10 bardak çay içerse 20 şekeri şeker depolarına farkında bile olmadan almış oluyor. Üstüne üstlük ‘’birde bugün tatlı yiyemedim’’ diyerek kallavi bir tatlı yerse, bu kalorilerin nelere sebep olduğunu söylememize gerek yok.

İş hayatında ofis çalışanları, şoförler ve benzer birçok meslek gurubu gün boyu oturarak çalışmaktadırlar. Yoğun geçen bir günün ardından spor yapacak takati bulmak her gün kolay olmuyor. Dolayısı ile hepimizin bildiği gibi alınan kaloriler gelişi güzel şekilde vücudumuzda depolanıyor.

Çağımızın hastalığı boyutuna gelen fast food beslenme biçimi ülkemizde oldukça yaygın olduğu gibi kendi kültürümüze de adapte olup Türk mutfağının belli başlı adaplarını da yok etmiştir.

Şöyle ki sabah kahvaltısında kültürümüzün dışında gevrekler, atıştırmalıklar, pastane poğaçaları tüketiliyor. Güne başlarken mis gibi bir bardak çay yerine, bağımlılık riski olan kahve çeşitleri tüketiliyor.

Öğlenleri eskiden olduğu gibi günlük azığını yahut sefer tasında yemeğini evinden getirenleri görüyor musunuz?

Neyse ki bazı kalabalık muhitlerde ev yemeği ve işini hakkı ile yapan esnaf lokantaları var. Bu kadar kurumsal firmalar ağı arasında yaşamlarını sürdürebildikleri sürece biraz daha şanslıyız. Tabi ekonomik baskı altındaki bu firmaların da kullandığı malzemelerden emin olmalıyız. Neyse ki insanımız Türk mutfağı söz konusu olunca kendisinin gurmesi olduğundan, damak tadını tehdit eden gıdayı ayırt edebilecek düzeyde.

Ara öğünde hafif atıştırmalıklar, biraz meyve veya biraz kuruyemiş yeterli olup akşam öğününe kadar bizi idare edecektir.

Kısaca toparlayacak olursak;

Sabah öğünü uzmanların da dediği gibi günün en önemli öğünü olduğundan ufakta olsa basit sindirilebilir ve gerçek manada kahvaltı yerine geçecek gıdalar tüketmeliyiz.

Öğlenleri mümkün olduğunca sulu gıdalar ve güvendiğimiz yerlerden yemek yemeyi tercih etmeliyiz. Şunu unutmayalım ki devamlı aynı müşterilere hizmet veren firmaların hata yapma lüksü yoktur. Yapacakları yanlışlar devamlı müşterilerini etkileyeceğinden kalitelerinde bir standart söz konusu olmak zorundadır. Böyle firmaları ve mümkünse ev yemeği üreten yerleri tercih etmenizde fayda vardır.

Akşam öğünlerimizi evlerimizde leziz Türk mutfağının eşsiz lezzetleri ile zengin sofralarınızda yaptığınızı umuyorum. Eğer yapacak kimseniz yok ise de bu sizin için güzel bir fırsat. Hemen mutfağa girin, hem günün stresini atın hem de özümüz olan yüzlerce yıllık adetlerimizi ve lezzetlerimizi öğrenmenin keyfini yaşayın. Kendinizi ödüllendirin.

Hepinize kültürümüzü yaşattığımız ve sağlıklı günler diliyorum.

Ev tadı ve sıcaklığında sağlıklı yemekler için Üsküdar Cumhuriyet Mahallesi'ndeki Şirin Mutfak ve Ev Yemekleri'ni tercih edebilirsiniz.

HATA BİLDİRİN